Tarih & Kültür Kenti Ayaş

“Ayaş” (Ayas) Türkçe bir kelimedir. “Parlak, aydınlık gece” anlamına gelir ve aynı zamanda da bir Türkmen oymağının adıdır. 
 
Hititler, Frigler, Galatlar, Romalılar ve Bizanslılar Ayaş’ta hâkimiyet kurmuşlardır. Ayaş, Romalıların İstanbul’dan başlayan Tarsus’a oradan da Kudüs’e kadar uzanan tarihi “Hac yolu” (Via Tauri) üzerindeki ana güzergahlardan birisidir. Malazgirt Zaferi’nden sonra Anadolu’ya giren Oğuz Türkmen boyları, Kutalmışoğlu Süleyman Bey komutasında yapılan akınlarla Ankara ve civarını ele geçirmiştir. 
 
 
Anadolu Selçukluları zamanında Ayaş ilçe merkezine, civar ören yerlerine, mezralara, yaylalara ve çiftliklere yerleşen Türkmenler, buralarda köyler kurarak, Horasan meşrepli “dede” ve “baba”ların kurduğu zaviyelerle bu bölgeyi yurt edinirler. Özellikle ilçe merkezinde bulunan şifalı suyun olduğu bölge olan “Karakaya” mevkiine yerleşir, kale ve kaplıca inşa ederler. Daha sonraki yıllarda ise “ahiler” Ayaş’ı yurt edinirler. Anadolu Selçuklularının zayıflaması sonucu bu bölgede bir müddet “Germiyanoğulları ve “Candaroğulları” hâkimiyet kurmuştur. 1354 yılında da Orhan Gazi’nin oğlu Gazi Süleyman Paşa tarafından Ayaş’ta Osmanlı hâkimiyeti kurulur.
 
 
Ankara “Sancak” merkezi daha sonra da “eyalet” merkezi olur. “Ankara Sancağı”nın, günümüze ulaşan en eski tarihli 1463 yılı Tahrir Defterine göre idari birimleri; Bacı, Çubuk, Kasaba, Karacabey, Mürted Ovası, Binâri ili, Yaban Ovası(Yabanâbâd), Şorva(Şorba), Mudrıb(Muzrıb), Uruş ve Ayaş idi. 1523 tarihli Tahrir Defteri’nde Ayaş kazasının 7 mahallesi, 66 köyü ve 16 mezreasının olduğu kayıtlara geçmiştir. Nüfusu da 13.563’dür.
 
 
1907 yılında ise Ayaş kazası merkez, Güdül nahiyesi ve bağlı köyleri dahil toplam nüfusu 25.732 kişidir. Ayaş’ınn diğer bir özelliği de Osmanlı yönetiminde idari statüsünü kaybetmeyen ilçelerden birisi olmasıdır. İlçenin tarihi “Bağdat Kervan Yolu” üzerinde bulunmaktadır. 
 
 
Ayaş, Osmanlı döneminde ünlü şairler, edipler, mutasavvıflar, âlimler, askeri ve idari yönetici yetiştiren bir merkez olmuştur. Denilebilir ki Osmanlı döneminde Ankara kazaları içinde Ayaş “ilmiye” ve “askeriye” yetiştiren önemli kazalardan birisidir. Bünyami-i Ayaşi, Vezir-i Azam Nişancı İsmail Paşa, Hekim Şaban Şifai, Seyit İsmail Paşa, Es’ad Muhlis Paşa, Mauallim Şakir Efendi ve Sadullah Paşa gibi vezir ve elçiler Ayaş’ta yetişmiş önemli devlet adamlarından bazılarıdır.
 
 
Ayaş tarihi ile birlikte zengin bir kültürel mirasa sahiptir. Gökler Ekibi yöresel halk oyunları ile Türkiye çapında ün yapmıştır. 
 
 
Bünyami-i Ayaşi Hz.: Asıl adı Mustafa’dır. ” Sultan İbn-i yamin el Ayaşi” lakabıyla da anılmaktadır. Ayaşlı olduğu için de Bünyamin Ayaşi ismiyle nam salmıştır. Ayaş kazasında doğmuş ve burada vefat etmiştir. Doğum ve ölüm tarihleriyle ilgili kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Bazı kaynaklarda ve Ankara Salnamesinde Hacı Bayram Veli Hazretlerinin halifesi olduğu kabul edilse de Dede Ömer Sikkini hazretlerinin halifesi olduğu genel kabul görmektedir.
 
 
Vezir-i Azam Nişancı İsmail Paşa: Ayaşlıdır. Saraydan yetişmiş ve tahsil görmüş, kiler kethüdası olup Has Oda'da çuhadarlığa kadar çıkmıştır. Daha sonra da Rumeli beylerbeyliği payesine, 1089 Muharrem ve 1678 Mart'ta Abdi Paşa'nın İstanbul kaymakamlığına tayini üzerine onun yerine nişancılığa getirilmiştir.
 
 
Es’ad Muhlis Paşa: Bünyamin Ayâşî’nin soyundan gelen Ayaş müftüsü Hasan Efendi’nin oğlu olan paşa, 1194 (1780) yılında Ayaş’ta doğmuştur. Tam adı MehmedEsad Muhlis’tir. Görevini genç yaşta voyvodalık ile başlamıştır. Görevlerinde üstün hizmetleri kendisini çeşitli kademelere kadar getirmiştir. Fakat onu asıl meşhur eden yönü sanatsal kişiliğidir. Şair ve hattatlık yönü vardır.
© 2016 Ayaş Belediyesi